Askeri Sosyoloji Açısından Estetik ve Küreselleşme Çağında Yeni Subay Tipinin Analizi-I

Sosyoloji son sınıf bahar dönemi derslerinden birinin adı "Estetik". Askeri sosyoloji alanına yönelmeye karar verdiğimden beridir her konuya bu açıdan bakmayı alışkanlık haline getirmeye çalışıyorum.
Estetik dersine girmesek de, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Enver Orman hocamızın ders kitabını okuyup yorumlayarak öğreniyoruz.
Konu başlığını açıklamaya ve yorumlamaya geçmeden önce, yazı içinde geçecek bazı terimleri baştan bilmenizde fayda görerek anlamlarını sizinle paylaşmak istiyorum.
Tümel: 1. sıfat, felsefe, mantık Belli bir sınıfa bağlı bireylerin hepsini içine alan, külli, 2. Bütün kapsamıyla alınmış olan (önerme), külli, tikel karşıtı
Tikel : 1. sıfat Kısmi, 2. felsefe Bir türün bütün bireylerine değil de bir veya birkaç bireyine ilişkin olan, cüzi, tümel karşıtı
Hocamızın ders kitabında ;
"Estetik" sözcüğü etimolojik köken olarak Yunanca “DUYUM”, “ALGI” anlamlarına gelen aisthesis sözcüğünden gelmektedir.
Duyum ve Algı.
Duyum dediğimiz şey, beş duyu ( göz, kulak, burun, dil, ten ) organımızın aklımıza ve beynimize ilettiği dünya üzerindeki maddi şeylerin izlenimidir esasında.
Algı(idrak) ise, dikkatimizi bir şeye yönelterek, o şeyle ilgili olarak duyular aracılığıyla edinilen yalın bilgi, o şeyle ilgili bilgiyi bilincinde var etme, o şeyi anlama.
Doç Dr Enver Orman, Estetik ders kitabının altıncı sayfasında “ Algısal yetkinliğe dair bir öğreti olarak felsefi estetik, aynı zamanda güzelin ne olduğunu araştıran bir disiplindir, çünkü algıdaki yetkinlik ve tanınmışlığı oluşturan şey güzel olarak tanımlanabilir.” Diye ifade etmiştir.
Bu açıklamada, duyumların pozitifsel sonucu oluşan algıların net olarak ifade ediliş şekli ile güzele varılması, esasında bir yerde, duyumlar vasıtası ile elde edilen çirkin algısının güzel algısı kile yok edilmesinden, yenilmesinden başka ne olabilir ki?
Acaba askeri sosyoloji açısından estetik nedir diye kendimize sorsak nasıl bir cevap verebiliriz? Askeri sosyolojinin hammaddesi insan ise, çıktısı da savaş ve barış olduğun söyleye bilir miyiz? Askerlik dediğin savaş eğitimi, savaş ya da barış değil mi?
Duyularımızla algıladığımız savaşın, algılarımızda yaratacağı negatif çıktılar, acı, gözyaşı, kaos, hüzün, ayrılık, açlık, yokluk, yıkım, ölüm ve zulüm şeklinde yani çirkinlikleri kısaca ifade edersek, Askeri Sosyolojinin estetik yanı güzele denk gelen ifade her halde Barış olmalıdır değil mi?
Savaşın bin bir türü sebebi olsa da, tek bir tanımı vardır. “Devletlerin ekonomik ve siyasal anlaşmazlıklar gibi nedenlerle, siyasal ilişkilerini keserek, birbirlerine karşı ordularıyla giriştikleri silahlı eylem. Bir ülkede, siyasal toplulukların ya da toplumsal sınıfların, yönetimi ele geçirmek için giriştikleri silahlı eylem, iç savaş.”
Savaş ister devletler, ister topluluklar ve isterse de bireyler açısından olsun, daima çirkinliği ifade etmez mi? O halde Askeri sosyolojinin estetiği yani güzeli, tartışmasız olarak BARIŞ’tır.
Estetiksel güzellik (barış)insanlığın doğasında mı vardır? Yoksa deneyimlerinin bir sonucu mudur?
Zannımca bu konuya açıklık getirmek için estetik deneyimin ne olduğunu anlamamız gerekmektedir.
Doç. Dr. Enver Orman yine estetik ders kitabının yedinci sayfasında “….İnsan nesnelliğe karşı farklı yönelim ve tavırlarla biçimlenen, farklı deneyim ve yaşantı biçimlerine sahip olabilir. İnsanın öznel ihtiyaçları ve nesnel gerçeklikle biçimlenen farklı deneyimleri vardır. Düşünen öznenin nesnelliğe yönelik bu tavır alışları, temel olarak teorik, pratik ve estetik olarak sınıflandırılabilir.
Teorik tavır ve deneyim, bilişsel,
Pratik tavır ve deneyim ahlaki
Estetik tavır ve deneyim ise, sanatsal tavır ve deneyim olarak da adlandırılabilir.” Şeklinde ifade etmektedir. 
Kısaca bu bilgilerin ışığında ister bir birey olarak subayın - askerin veya bir bütün olarak ordunun veya orduyu kuran bir milletin askeri estetiği nasıl olmalıdır? Ya da nasıl şekillenmektedir. Sosyoloji disiplin eğitimi alan bir birey olmanın yanında aynı zamanda ömrünü askerlik mesleğinde tüketmiş emekli asker olarak “Askeri Estetik veya Askeri sosyoloji açısından estetiği” irdeleme hakkını kendimde buluyorum ve açıklamaya çalışmamda da fayda var diye düşünüyorum.
Acaba bir askerin, bir subayın, bir ordunun veya bir milletin askeri sosyoloji açısından estetiği duyum ve algılaması nasıldır? Askerlik anlayışında estetik var mıdır? Varsa nasıl şekillenmektedir? Bu duyum ve algıların estetiği dönüşmesinde hangi nesnel ve algısal etkenler başattır?
Bir insan da, askerde veya bir millette ve onun bir türevi olan orduda estetik düşüncenin oluşabilmesi için öncelikle “adalete, adil olmaya, bağımsızlığına ve özgürlüğüne düşkün olma” duygusunun gelişmiş olması şartı aranmalı mıdır? Adilliği ve adaletli başkasından bekleyen, bağımsızlığı ve özgülüğü yaşamamış, bağımsız ve özgürlüğünü elde edememiş bireylerin , milletlerin ve orduların estetik anlayışı (barışı) geliştirmeleri mümkün müdür?
Yukarıda da ifade edilen “İnsanın öznel ihtiyaçları ve nesnel gerçeklikle biçimlenen farklı deneyimleri vardır.” Cümlesinden yola çıkarak her milletin kendine has öznel ihtiyaçları ve nesnel(dünyevi) gerçeklikle biçimlenmiş farklı tarihsel deneyimleri vardır da diyebilir miyiz? Elbette ki diyebiliriz.
Bir milletin öznel ihtiyaçları nelerdir? Yaşamak için bir toprağa sahip olmak, bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşamak için kendini güvende hissetmek. Güvende hissetmek için ise çevresindeki ülke ve milletlerin tabiatlarına göre var olacak tehlikeleri yok etmek için güçlü bir orduya sahip olmak. Güçlü bir ordu oluştura bilmek içinse, güçlü bir ekonomi gerektirmektedir. Böyle bir ekonomiye sahip olmanın yolu da eğitimli ve bilgili, ne istediğini bilen hak ve adalet duygusu ile şekillendirilmiş akla ve yeterli kaynaklara sahip bireylerin varlığı ile mümkündür.İşte şimdi gelin Türk Milletinin ve dolayısı ile Türk Ordusunun subayının sosyolojisinin estetik yanının nasıl oluştuğunu anlamaya çalışalım?
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” Kanuni Sultan Süleyman
(Halkın gözünde devlet gibi değerli bir şey yoktur. Fakat devlet dediğinde bir nefeslik sıhhat gibi kısa ömrü olmamalıdır.)
Subaylar savaş planlayıcısı ve icracısı olduğundan pratik deneyimlerde pratik tavır olarak, insanın içindeki tanrı parçacığının emrettiği AHLAK değerlerini adaletle birleştirerek önce ordunun, sonra o orduyu kuran milletin savaş ve barış ahlakını belirlemişlerdir. Gelişen savaş ahlak anlayışı aslında insan neslinin devamı için gerekli olan bir estetik anlayıştan öte bir şey değildir.Savaşın acılarını yaşayan, yaşatan, gören, duyulayan ve bilen ahlaklı subaylar, ordular ve milletler estetik açıdan barışı bir sanat yapıtı gibi kusursuz hale getirecek barış anlaşmaları ile taçlandırmaya çalışmışlardır. İşte bu bilgi ve analizler çerçevesinde bakacak olursak yer yüzünde insanlık ağır travmalar yaşayarak gelişim göstermiş, insanı ve emeği dolayısı ile diğer ulusları ve devletleri sömürme peşinde koşan emperyalist ruhlu sömürgeci uluslar, barışı estetik bir anlayıştan ziyade 



Okunma Sayısı:700    
Eklenme Tarihi:03-03-2018 03:14    

HENÜZ YAPILMIŞ YORUM YOK

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  

© Copyright 1998-2018 www.omeryildiz.com.tr .Tüm hakları saklıdır.
destek@omeryildiz.com.tr