Lozan Barış Konferansında Azınlıklar Komisyon Çalışmaları

1. Giriş

Geçen yüzyıllar içersinde Osmanlı padişahlarının ve çevresindekilerin debdebe ve gösteriş içinde yaşayabilmek için memleket ve milletin bütün olanaklarını  tükettikleri gibi, milletin her türlü menfaatlerini, devletin haysiyet ve şerefini ayaklar altına alacak  dış borçlar yapmışlardı. Bu umursamazlığa  ve hesapsızlığa mahkumiyetin çıkmazında  kıvranan Osmanlı devleti bu borçların faizlerini bile ödeyemeyecek duruma gelmişti   ( Nutuk S 343)

Mesele sadece borç meselesi de değildi. Hıristiyanlara tanınan hak ve ayrıcalıklar, yabancılara ülke yargısına tabi olmamaları, yabancılardan vergi alınmaması gibi devletin varlığını kemiren ve kendi sınırları içinde yaşayan azınlıklarla ilgili tedbirler alması da mümkün değildi. ( Nutuk S 343)

Osmanlı Devleti, kendisini kuran Türk milletinin, insanca yaşamasını sağlayacak tedbirleri alma bakımından da engellenmişti, memleketi imar edemez, demiryolu yaptıramazdı. Hattâ okul yaptırmakta bile serbest değildi. Bu gibi durumlarda yabancı devletler hemen işe karışırlardı. ( Nutuk S 343)

Lozan barış konferansı süreci işte bu hesaplaşmanın bilançosu mahiyetindeydi Yorgun ve hırpalanmış yılların enkazından var edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş öyküsünün sonuç bölümünü oluşturan bu andlaşma, bir çok mesele çare aramak ve barışçıl yollardan halletmek zorundaydı. Öyle de oldu.

2. Lozan konferansı azınlık komisyonu görüşmeleri

İtilâf Devletleri temsilcileri, delegeler heyetimize bir barış tasarısı verdiler. Bu tasarı anlam ve öz bakımından istiklâlimize zarar veren şartları içine alıyordu.Özellikle, adlî, malî ve iktisadî konularla ilgili maddeleri çok ağırdı. Bunun için, bu tasarıyı kesinlikle reddetmek zorundaydık. Delegeler heyetimiz, bu tasarıya karşılık bir mektup verdi. Bu mektupta özet olarak şunlar yer alıyordu:

«Üzerinde anlaştığımız noktaları imza ederek barış yapalım.» Gerçekten de, Konferans'ta görüşme konusu olan birçok meseleden bizce kabul edilebilecek durumda olanları vardı. Mektupta: «İkinci, üçüncü derecede olan konuları ayrıca inceleriz.Müttefik  Devletleri, bu teklifimizi kabul etmeyecek olurlarsa, tekliflerimiz hiç yapılmamış sayılacaktır» da denilmiştir. ( Nutuk S 343)

Bu anlaşmanın önemli konularından biri olan AZINLIKLAR MESELESİ, Lozan konferansın komisyonlarından biri olan AZINLIKLAR ALT KOMİSYONU görüşülmüş ve çözüme bağlanmıştı. Azınlıklar Komisyonun toplantıları 14 ARALIK 1922 Perşembe günü  başlamış ve 11 OCAK 1923 günü görüşülen  meselesini karara bağlayarak son bulmuştu.

Komisyonda ABD, İNGİLTERE, FRANSA, YUNANİSTAN, İTALYA, JAPONYA, SIRP-HIRVAT-SLOVEN KRALLIĞI ve TÜRKİYE  yer almıştı.

Komisyon görüşmeleri , genel görüşmelerazınlıklar için genel güvencelerkaybolmuş kimselerin aranması ve mallarının geri verilmesiaskerlik hizmetinden bağışıklık ve çeşitli hükümleri konuları şekilde sürüyordu.

Bu görüşmeler esnasında Müttefik Devletleri Türkiye’ye azınlık meselesinin çözüm önerilerinin özeti olarak şu hususları sunuyorlardı.(Lozan Barış Konferansı tutanak ve belgeler  Seha L. Meray S 157)

1-      Genel af,

2-      Soy, dil ve din azınlıklarının özgürlüğü ve korunması  için garantiler,

3- 1 Kasım 1914  tarihinden bu yana ailelerinden ayrılmış kimselerle, mallarından yolsuz-yöntemsiz yoksun bırakılmış kimselere mallarının geri verilmesi çalışmalarının benimsenmesi ve bunlara ara verilmemesi,

4-      Azınlıkların isteğe bağlı göç özgürlükleriyle, yurt içinde dolaşım özgürlükleri,

5-      Azınlıkların yurttaşlık hakları bakımdan eşitliğiyle, dinsel ve siyasal eşitlikleri,

6-      Askerlik hizmetinden bağışıklık,

7-      Azınlıklar için öğretim,eğitim amaçları ve insancıl amaçlarla dernek kurma özgürlükleri ve kamu giderlerinden hak gözetir paylar alması,

8-      Azınlık okul ve kiliselerinin statüsü,

9- Azınlıkların korunması konusunda alınacak tedbirlerin yürürlüğe konulmasına ilişkin güvenceler ve bu konuda Milletler cemiyeti ile işbirliği,

10-  Ermeniler için Ulusal Yurt meselsiydi.

Türk heyeti, Müttefiklerin azınlık olarak  kast ettikleri dil ve ırki farklılıklardan ziyade inanç bakımından Müslüman olmayanları esas alacak bir azınlığı işaret ediyordu bu bağlamda da aşağıdaki karşı öneriyi sunuyordu .(Lozan Barış Konferansı tutanak ve belgeler Seha L. Meray S 158-159)

1- Azınlıkların hakları yalnız Türk uyrukları için söz konusu olmalıdır.

2- Türk uyruklular Türkiye yurttaşlarıdır, yurttaşlık haklarından bakımından olduğu kadar siyasal haklar bakımından da aynı haklardan yararlanırlar fakat aynı şekilde Türk uyrukluların tamamı aynı yükümlülüklere de sahip olurlar,

3-  1919 yılından bu yana yapılmış andlaşmalarda yazılı haklar, azınlıklara özel haklar vermemekte fakat ortak hukuk haklarından yararlanmalarını sağlamaktadır.Yalnız din,okul , insancıl amaçlar v.b. konular ilişkin güvenceler getirmektedir.

Böyle olunca ;

1- Azınlıkların bütün üyeleri yurttaş olduklarından yurda karşı askerlik hizmetinde bulunmakta  şüphesiz görevidirler, azınlıkları bu hizmetten muaf tutmak yukarıda sözü edilen hususların özüne aykırıdır.

2- Müslüman olmayan azınlıkların din adamlarına eskiden Türkiye’nin kendi girişimiyle tanımış olduğu ayrıcalıkları şimdiki Türkiye’den istemek de özü itibariyle laik olan azınlıklar yasasına da aykırıdır. Bu konuda ayrıcalık istemek Türkiye’ye karşı eşit olmayan bir işlemin uygulanmasını istemek demektir.

3. Lozan barış andlaşmasında karara bağlanan azınlıkların korunması şartları  

Azınlıklar komisyonu çeşitli tarihlerde 17 defa oturum düzenlemiş bu oturumlar çetin diplomatik mücadeleler şeklinde devam etmiş üzerine mutabakat sağlanan ve sağlanmayan da olmak üzere karşılıklı çeşitli tasarılar ele alınarak bildiriler yayınlanmıştır.

Bu bildiriler nihai LOZAN ANDLAŞMASININ   BÖLÜM 1, KESİM 3 aşağıdaki şekli ile yansıyarak anlaşma metni olarak karara  bağlanmıştır. (Mondoros,Sevr, Lozan Anlaşmaları- ATO S 254,255,256,257,258 )

MADDE 37- TÜRKİYE  38 den 44 e kadar olan maddelerde açıklanan hükümlerin temel yasalar olarak tanınmasını ve hiçbir yasa, hiçbir tüzük ve hiçbir resmi işlemin bu hükümlere zıt ve karşı olmamasını ve hiçbir yasa, hiçbir tüzük ve hiçbir resmi işlemin sözü edilen hükümlerden üstün olmamasını yükümlenir.

MADDE 38-  Türkiye hükümeti doğum, milliyet, dil, soy veya din ayırmaksızın Türkiye halkının tümünün yaşam ve özgürlüklerini tam olarak korumayı yükümlenir.

Türkiye’nin bütün halkı, kanun düzenine ve genel ahlak ile bağdaşmayan her din,mezhep veya inancın gerek genel gerek özel biçimde özgürce kullanılması hakkına sahip olacaktır. Müslüman olmayan azınlıklar , tüm Türk uyruklulara uygulanan ve Türk hükümetince milli savunma veya kamu düzenini korunması için ülkenin her yanında ya da bir kısmında alınan önlemler saklı kalmak koşulu ile, özgür seyahat ve yer değiştirme hakkından yararlanacaklardır.

MADDE 39-  Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukluların, Müslümanlarla özdeş medeni ve siyasi haklardan yararlanacaklardır.

Bütün Türk halkı din farkı gözetmeksizin yasalar önünde eşit olacaklardır.

Din, inanç veya mezhep farkı hiçbir Türk vatandaşının yurttaşlık veya siyasi haklardan  yararlanmasına ve özellikle kamu hizmetlerinde çalışmasına, memurluğa ve yukarı dereceye ulaşmasına (terfi) ya da türlü meslekleri ve teknik işleri yapmasına bir engel oluşturmayacaktır.

Her hangi bir Türk uyruklu kişinin gerek özel veya ticari ilişkiler, gerek din, basın yada her tür yayın alanında  ve gerek sosyal toplantılarda her hangi bir dili özgürce kullanmasına karşı hiçbir kısıtlama getirilmeyecektir.

Resmi dilin varlığı ile, Türkçeden başka dil ile konuşan Türk uyruklulara mahkemeler önünde kendi dillerini sözlü biçimde kullanabilecekleri hususunda  kolaylık gösterilecektir.

MADDE 40- Müslüman olmayan azınlıklara mensup olan Türk vatandaşları diğer Türk uyruklulara uygulanan benzeri davranış ve güvenceden  yararlanacaklar ve özellikle harcamalarını kendileri üstlenmek üzere, her çeşit dinsel, sosyal ve de her tür okul ve diğer eğitim, öğretim kurumları  tesis, yönete ve denetleme ve buralarda kendi dillerini özgürce kullanma ve dinsel çalışmalarını serbestçe yapma konularında eşit hakka sahip olacaklardır.

MADDE 41- Genel eğitim ve öğretim konusunda, Türkiye hükümeti Müslüman olmayan halkın önemli bir oran içinde oturdukları il ve ilçede  bu Türk vatandaşlarının çocuklarının ilkokullarda kendi dilleri ile eğitim görmeleri gerekli kolaylığı gösterecektir. Bu hüküm Türk hükümetinin söz konusu okullarda Türk dilinin öğrenilmesini zorunlu kılmasına engel olmayacaktır.

Müslüman olmayan azınlıklara mensup  Türk uyrukluların önemli oranda var oldukları kent ve ilçelerde devlet bütçesi, belediye veya diğer bütçelerce eğitim,din ve hayır amacı ile genel gelirlerden ayrılacak paralardan adı geçen azınlıklar eşit bir biçimde yararlanacaklardır.

Söz konusu paralar ilgili  kuruluşun yetkili temsilcilerine ödenecektir.

MADDE 42- Türkiye hükümeti, Müslüman olmayan azınlıkların aile hukuku veya kişisel hakları konusunda, bu sorunların adı geçen azınlıkların gelenek ve göreneklerine göre çözümlenmesine yardımcı olacak her türlü yasayı çıkarmaya (olur) verir.

İş bu yasalar Türk hükümet ile ilgili azınlıklardan her birinin eşit sayıda temsilcisinden oluşan komisyonlarca düzenlenecektir. Anlaşmazlık durumunda,Türk hükümeti ile milletler cemiyeti birlikte Avrupa hukukçuları arasından  seçilecek bir üst hakem atayacaktır.

Türkiye hükümeti adı geçen azınlıklara ait kiliselere, havralara, mezarlıklara ve öteki dinsel kuruluşlara her türlü koruma önlemi almayı yükümlenir. Bu azınlıkların bugün Türkiye’de var olan vakıflarına, dinsel ve hayırsal her türlü kolaylık gösterilecek ve Türkiye hükümeti yeni dinsel ve hayırsal kuruluşların çalışması için benzeri diğer  özel kuruluşlara sağlanmış olan kolaylıkların hiç birini esirgemeyecektir.

MADDE 43- Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyruklular, inançlarına zıt veya ibadetlerini bazen her hangi bir işlemin yapılmasına zorlanmayacakları gibi, hafta tatili günlerinde mahkemelere getirilmekten veya herhangi bir yasal işlem yapmaktan kaçındıklarından ötürü, hakları kaybolmayacaktır.

Bununla beraber, bu hüküm sözü edilen Türk uyrukluları kamu düzenini korunması yönünden öteki her hangi bir Türk uyrukluya yüklenen sorumluluktan bağışık kalmayacaktır.

MADDE 44- Türkiye iş bu faslın yukarki maddelerinin Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıklarına ilişkin olduğu derecede söz konusu maddeler hükümlerinin uluslar arası çıkarları içeren yükümlülük oluşturmasını ve milletler cemiyetinin ve milletler cemiyetinin güvencesi altına alınmasını kabul eder. İş bu hükümler milletler cemiyetinin çoğunluğunun onayı olmaksızın değiştirilmeyecektir. Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya  ve Japonya milletler cemiyetinin çoğunluğu tarafından iş bu maddeler hakkında usulü çerçevesinde kabul edilecek olan her türlü değişikliği geri çevirmeyi bu anlaşma ile yükümlenir.

Türkiye, Milletler Cemiyeti üyelerinden her birinin yükümlülüklerinden her hangi birine karşı yapılan saldırıyı veya tehdidi meclisin dikkatine sunmaya yetkili olacağını ve meclisin gerektiğinde uygun ve etkili sayılacak bir davranış göstereceğini ve de direktif verebileceğini kabul eder.

Bundan başka Türkiye, iş bu maddelere ilişkin hukuksal veya eylemsel sorunlarda Türkiye hükümeti ile bağıtlı öteki devletlerden her hangi biri ya da milletler cemiyeti üyelerinden diğer bir devlet arasında görüş ayrılığı ortaya çıktığında işbu anlaşmazlığın, milletler cemiyeti anlaşmasının 14 üncü maddesi gereğince uluslar arası nitelikte bir anlaşmazlık gibi sayılmasını kabul eder.

Türkiye hükümeti bu türden olan herhangi bir anlaşmazlığın diğer taraf istediği taktirde, uluslar arası daimi adalet divanına götürülmesini kabul eder. Mahkemenin kararı temyiz edilmeyip, milletler cemiyeti anlaşmasının 13 üncü maddesi gereğince verilmiş bir kararın gücüne ve tıpkınsa sahip olacaktır.

MADDE 45- İşbu fasıldaki hükümleri ile Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıklarına tanınan hukuk, Yunanistan tarafından da kendi ülkesinde bulunan Müslüman azınlıklar içinde tanınmıştır.     

4.Sonuç

Yaşadığımız yüz yılın ruhunun sağladığı özgürlükler, hiçbir uluslararası anlaşma ile cendereye alınamaz. İletişim çağının ve bilimsel gelişmelerin kaldıraçlığında, ülkelerin ve halklarının demokrasiye inanmışlığı YAŞANILAN COĞRAFYANIN insan hakları ve özgürlükler ile korunmaya alınacağı muhakkaktır. Esas mesele emperyalist zihniyetlere  gem vurmaktır.

Lozan anlaşması daha yüzyıl evvelden insan haklarına ve özgürlüklere önem vermesinin ispatı olarak günümüzde varlığını sürdürmektedir.  

Yıllar içerisinde değişen dünyanın siyasi atmosferi, bir çok uluslararası anlaşmaları geçersiz hale getirerek tarihe havale ederken, neredeyse yüz yıl evvel çetin mücadeleler sonucu sağlanan mutabakatla yazılan Lozan Barış Anlaşması günümüzde hala yürürlüktedir ve hala varlığını sürdüren ender uluslararası anlaşmalardan biridir.

Atatürkümüzün “ YURTTA BARIŞ ,DÜNYADA BARIŞ” felsefesinin  özünü teşkil eden Lozan Barış anlaşması hem ülkemize hem de çevre coğrafyasına onlarca yıldır  huzur sağlamaktadır. Bu anlaşma çerçevesinde ülkemizde yaşamlarını sürdüren Hıristiyan inançlı  Türk yurttaşları rahat ve huzurlu olarak yaşamlarına devam etmektedirler.

Kaynakça:

1- Nutuk  -  Mustafa Kemal Atatürk

2- Lozan Barış Konferansı Tutanak ve Belgeler 1993 (2 nci cilt)  - Seha L. Meray

3- Mondoros, Sevr, Lozan Andlaşmaları  - Ankara Ticaret Odası  2004          

 

Ömer YILDIZ

www.omeryildiz.com.tr  



Okunma Sayısı:2767    
Eklenme Tarihi:13-05-2012 09:53    

HENÜZ YAPILMIŞ YORUM YOK

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  

© Copyright 1998-2018 www.omeryildiz.com.tr .Tüm hakları saklıdır.
destek@omeryildiz.com.tr